AK PARTİ 28 ŞUBAT YASAKLARINI NEDEN DEVAM ETTİRİYOR?

24.12.2007/Ankara

AK PARTİ 28 ŞUBAT YASAKLARINI NEDEN DEVAM ETTİRİYOR?

Son bir ay içinde Türkiye'de meydana gelen hadiseler son derece kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. 24 Kasım Öğretmenler gününde başörtüsü gerekçe gösterilerek kürsüden indirilen Tevhide Kütük'e; TÜBİTAK Ulusal Bilim Olimpiyatlarında kazandığı ödülü başörtülü olarak almak isteyen Elif Büşra Doğuş'a ve öğretmenlerine reva görülen muamele ortadayken; Şemdinli davasında sivil mahkemede 40 yıl ceza alan Büyükanıt'ın "iyi çocukları"nın çıkarıldıkları askeri mahkemede serbest bırakılması; 54. Hükümet'in Başbakan'ı Necmettin Erbakan hakkında başlatılan icra işlemleri ve son olarak 1930'da cereyan eden Menemen olaylarıyla ilgili yapılan açıklamalar 28 Şubat'ta halka ve onun değerlerine karşı estirilen terörü anımsatmaktadır.

28 Şubat sürecinin kangrenleştirdiği başörtüsü yasağı 6. yılına giren AK Parti iktidarında aynen devam ediyor. Leyla Şahin davasında AİHM'e "başörtüsünün radikal islamcıların simgesi" olduğu şeklinde savunma gönderen ve bu yasağın sürmesini "devletin ciddiyeti"nin gereği olarak anlayan AK Parti iktidarı bugüne kadar başörtüsü yasağını kaldıracak hiçbir girişimde bulunmadı. Son olarak TÜBİTAK'ın düzenlediği Ulusal Bilim Olimpiyatlarında ödül kazanan Elif Büşra Doğuş'un başörtüsü ile kürsüye çıkmasına AK Parti hükümetinin 28 Şubatçı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tahammül edemedi ve Elif Büşra'nın öğretmenleri hakkında soruşturma başlattı. Bu soruşturmayla ne elde edilmek isteniyor bilmiyoruz. Hüseyin Çelik ya kamuoyu önünde açtığı soruşturmadan dolayı özür dilemelidir yada bakanlıktan istifa etmelidir.

Bugüne kadar AK Parti'nin başörtüsü yasağının kalkması için önce toplumsal mutabakat ardından kurumsal mutabakat diyerek mağdurları oyaladığını görüyoruz. Sık sık demokrasi vurgusu yapan, 'hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' diyen başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AK Parti yöneticileri 'kurumsal mutabakat' söylemini demokrasiyle nasıl bağdaştırıyor? AK Parti'nin başörtülüler karşısındaki tutumu aynen CHP'nin Alevi vatandaşlarla ilgili politikasına benzemektedir. Bunun temelindeki mantık 'sorunu çözmeden duyguları okşayarak, ötekilerde ona karşı öfke uyandırmaktır.' Bu tutum son derece gayri ahlakidir.

Pazar günü gazetelere yansıdığı şekliyle 54. Hükümet'in Başbakanı Necmettin Erbakan'ın malları için 'kayıp trilyon davası' dolayısıyla icra işlemleri başlatılmıştır. 28 Şubat sürecinin 'militan' anlayışı içinde her alanda estirilen terör sonucunda Refah Partisi kapatılmış ve yöneticileri hakkında siyaset yasağı getirilmişti. Refah Partisi'nin kapatılmasının ilkel bir mantığa dayalı, gayri hukuki bir uygulama olduğunu her platformda söyleyen bir dernek olarak, Erbakan için başlatılan icrayı 28 Şubat zihniyetinin devamı olarak algılıyoruz. Vicdana ve hukuka aykırı böyle bir kararın uygulanmaya çalışılmasını adaletin tesisine ve hukukun üstünlüğüne yönelik bir suikast olarak görüyoruz. Necmettin Erbakan Büyükanıt'ın "iyi çocuklarından" olmadığı için mi böyle bir muameleye maruz kalmaktadır? Hükümet bir an önce Erbakan'ın siyaset yasağını kaldırmalı ve icra işlemlerini derhal durdurmalıdır.

Son olarak 1930'da gerçekleşen ve Kemalist tarihin gerçekleri örten "mitik örtüsü" altında aydınlatılamayan Menemen olayı ile ilgili Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yaptığı açıklama tam bir hezeyandır. Büyükanıt, yaptığı açıklamada Kubilay'ın laikliği korumak için canını verdiğini söylerken, acaba laikliğin Kubilay'dan 7 yıl sonra kabul edildiğini bilmiyor mu? Acaba açıklamada vurgulanan "yüzyılların eskittiği köhnemiş zihniyet", "çağ dışı emeller" ve "karanlık odaklar" ile kastedilen Yüce dinimiz İslam ve onun müntesipleri Müslümanlar mıdır? TSK, islamafobianın küresel önderi konumuna mı sokuluyor? Böyle bir görev 1992'den beri İslamı düşman ilan eden NATO tarafından verilmiş olabilir mi? Halkın vergileriyle maaş alan TSK yöneticileri Cahiliye Dönemi ağzıyla konuşmayı bırakıp, halkın inançlarına saygılı olmalıdır.

Bütün bunlar iktidardaki 6. yılında 28 Şubatın bütün yasaklarını aynen uygulayan AK Parti için birer turnusol kağıdıdır. AK Parti'nin eğer 28 Şubatçılardan bir farkı varsa bir an önce gasp edilen hak ve özgürlükleri yeniden tesis etmeli ve darbecilerle köklü bir hesaplaşmaya gitmelidir. Darbelerle, Susurlukla, Şemdinliyle var olan karanlık devlet anlayışı Türkiye'yi aydınlık bir geleceğe çıkaramaz.

Ümit MERT

MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2007-12-23
Okunma Sayısı : 1526
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 2753844

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari