MAZLUMDER Soma Gözlem Ekibi: “Tek geçim kaynağı maden olan Soma halkı gerçekleri anlatmaya çekiniyor”

Manisa’nın Soma ilçesinde özel bir şirkete ait madende meydana gelen ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan patlamayla ilgili araştırmalar yapmak üzere aralarında Ankara Şube Başkanı Mehmet Can ÇAĞLAYAN ve Şube Başkan yardımcısı Zeynep Naz BERBER'in olduğu 50 kişilik gönüllü bir ekiple Soma’ya giden MAZLUMDER Soma Gözlem ve Raporlama Ekibi, Ankara Şube adına izlenimlerini aktaran Emre BERBER aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

MAZLUMDER İzleme ve Gözlem Heyeti olarak 50 kişilik uzman ekibimizle facianın yaşandığı maden bölgesi başta olmak üzere çevredeki pek çok bölgede çalışmalarımızı yürüttük. Soma, Kınık, Savaştepe, Kırkağaç ve çevrelerindeki köylerde üç veya dört kişiden oluşan uzman gruplarımızla görüşmelerde bulunduk. 3 günlük çalışmamız boyunca facianın yaşandığı madenden sağ kurtulan, kurtarma ekiplerinde çalışan ya da çevre madenlerde çalışmakta olan işçilerle, hayatını kaybeden işçilerin aileleriyle, bölgede faaliyet gösteren sendikaların ve medya organlarının temsilcileriyle konuştuk.

 

Çalışmalarımızı yaşanan faciada bir insan hakkı ihlali olup olmadığını açığa çıkarmaya yoğunlaştırdık. Soma'da yaşam hakkının, çalışma hakkının ve bu ana hak kategorileriyle ilişkili diğer hakların ne kadar korunduğunu inceledik. Ulaştığımız sonuçlar yayımladığımız raporumuz vesilesiyle kamuoyuyla paylaşılacak. Fakat şimdilik yaşanan faciaya hükümet tarafından izlenen kâr ve kalkınmaya odaklı politikaların sebebiyet verdiği izleniminin çok kuvvetli olduğunu paylaşmamız gerek. Bölgedeki maden işçilerinin tam bir kapitalist çılgınlıkla istismar derecesinde çalıştırıldığını gözlemledik. Emniyet tedbirlerinde ciddi ihmaller gözümüze çarptı. Devlet yetkililerinin ve denetmenlerin takip edilen politika çerçevesinde bu ihmallere gözlerini kapadığı yönünde kuvvetli bir izlenimimiz oluştu. Yaptığımız mülakatların tamamında denetimlerin öncesinde işverenin haberi olduğu ve madende gerekli düzenlemelerin gerçekleştirildiği bildirildi. Konu hakkında bilgi, bulgu ve yer yer belgelere dayanan son belirlemelerimiz raporumuzda tebellür edecektir.

 

MAZLUMDER olarak insan hakları ihlallerine odaklandığımız raporlama çalışmamızın neredeyse her aşamasında polis engeline takıldık. Heyetimizin yarısı Soma'ya alınmadı, Soma'ya uğramadan Kınık'a geçen aracımız da polis tarafından engellendi. Üstelik kaldığımız pansiyonun işletmecisine emniyetten telefon açılarak kaporamızın geri teslim edilip rezervasyonumuzun iptal edilmesi uyarısında bulunuldu. Çalışmalarımız sona erdiğinde Soma'da toplantı yaptık. Bu esnada seyahat özgürlüğümüz fahiş bir şekilde ihlal edilerek içinde bulunduğumuz öğretmenevinden dışarı çıkmamıza da mani olunmak istendi. Bizim dışımızdaki ziyaretçi ve STK'ların da hukuka aykırı engellere maruz kaldığını yakından gözlemledik. Kısacası Soma'daki facianın ardından da bölgede insan hakları ihlal edilmeye devam ediyor. Oysa yaşanan faciayla ilgili herhangi bir karartmanın uygulanmaması ve yaşananların herkese duyurulması gerekmektedir. 

 

MAZLUMDER SOMA GÖZLEM ve RAPOR HEYETİNİN ORTAK  BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

 

ACIYI SABIRLA KARŞILAMAK BOYUN EĞMEK DEĞİL, İYİLEŞMEK İÇİN GEREKEN TAVRI ALMAKTIR


MAZLUMDER olarak İstanbul’dan 35, Adana, Ankara, Bursa, İzmir ve Sakarya şubelerimizden katılımlarla ayrıca Mimar Mühendisler Grubu(MMG)’nun bünyesinde kurulan YYM(Yer Yüzü Mühendisleri) den de uzmanların katılımıyla yaklaşık 50 kişilik bir ekiple öncelikle başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek, ardından teşhis; tespit ve Raporlamak amacıyla Soma’ya gittik. 

Soma Faciası’nda yaşanan durum nedir, işveren, müfettiş, mülki ve idari olarak kimler sorumlu; olması gerekip de olmayanlar, yapılması gerekip de yapılmayanlar nedir gibi sorular çerçevesinde, sevdiklerini henüz kaybetmenin acısı içindeki Somalılarla, faciadan kurtulan madencilerle görüştük. 

Maden-makine-inşaat-jeoloji-elektrik mühendisi, iş güvenliği uzmanı, avukat, psikolog, sosyolog, gazeteci, yazar ve akademisyen arkadaşlarımız üç-dört kişilik ekipler halinde Soma merkezde ve civar köylerde halkın acılarını paylaşarak düşüncelerini anlamaya çalıştı. Alanlarında uzman arkadaşlarımızın yönlendirmeleriyle çapraz sorularla hakikati aramaya gayret ettik. Her akşam Soma merkezinde gün içinde yaşananları ve alınan notları değerlendirmek üzere toplandık. Toplantılar sonucu ortaya çıkan yeni sorularımızı ertesi gün, Soma halkı ve ilgililerine ileterek hak ve adalet bağlamında hakikati aradık, not ettik…

MAZLUMDER Soma gözlem ve raporlama heyeti olarak kayıtlarımızı aldık, notlarımızı tuttuk. Geniş raporu en yakın zamanda bir basın açıklamasıyla sizler aracılığıyla halkımıza ve ilgililere duyuracağız. 

Bugünkü basın açıklamamızın sebebi ilk elden, acilen yapılması gerekenleri duyurmak ve takipçisi olmaktır. Malûmunuz üzere ülkemizde ve Soma’da daha pek çok maden ocağı var, bu madenlerde binlerce insan çalışmakta, eksikler ise her an bu nev’i acıları tekrarlayacak aymazlıklarla yaşamın parçası…

Soma’da gördüklerimiz, daha gitmeden önce yaptığımız basın açıklamasında dikkat çektiğimiz “kâr hırsı ve denetim eksikliği” kanaatimizi güçlendirdi. Nereden baktığımıza göre değişir, ancak Soma’da yaşanan acıya “kâr hırsı ve denetim eksikliği” çerçevesinden baktığımızda “katliam” diyebiliriz. Bu acının mağdurları en sevdiklerini toprağa veren Soma halkıdır; yaralanan, incinen tüm Türkiye’nin toplumsal eşitlik ve adalet duygusudur. 

Bugün burada yapmakta olduğumuz çağrı ve hatırlatmamız hak ve adalet duygumuzu iyileştirmeye yönelik, iş hayatında ve bu tür kriz zamanlarında İnsan Hakları ve iş güvenliği bağlamında ivedi yapılması gerekenlerle ilgilidir;

- Ilk yapılması gereken Soma faciasının yaşandığı madenin çalışma koşulları insani düzeye getirilene kadar asla ve asla madene işçi sokulmaması; bu süreç ne kadar uzun olursa olsun işçilerin maaşlarının kesintisiz ödenmesi gerekiyor. Şirketin gereken önlemi alması, devletin bu önlemleri sıkı takip etmesi elzem. STK’lar ve sendikaların da hem devleti hem şirketi denetleme görevini ifa etmesi gerekir.

- Devlet adına Soma’da yaşanan facianın sebep ve sonuçlarını araştıran ekiplerde ve raporlama aşamasında bağımsız uzmanlar bulunmalı!

Yaşanan faciada devlet denetim mekanizmasındaki elemanların ihmali, “denetim eksikliği” bariz ortada iken; raporlamanın yine devlete bağlı kadrolar tarafından yapılması olası “delil karartma” riskini taşımaktadır.

- Denetleme ve raporlama yürütme süreci gayet şeffaf yönetilmeli. STK’lar, haberciler, hiçbir gerekçeyle engellememeli. Toplumsal tepkiler ve gösteriler kısıtlanmamalı. Çevreyi rahatsız edecek taşkınlık halinde ise yetkililer, ancak orantılı ve insan haklarına saygılı yöntemlerle davranmalıdır. 

- Provokasyonlara karşı önlem almanın yolu haber alma özgürlüğü kısıtlamak ve STK’ların dolaşımını engellemek değildir; Kriz bölgesinde mülki amirler eliyle olağan üstü hal şartları oluşturmamalı.

- Bu tür bir facia yaşandığında bizzat madenin sahibi Soma AŞ. her gün, gerekirse her saat bir açıklama yaparak hem süreci şeffaf yönetmeli hem de  insanların bilgilenme ihtiyacını karşılamalıydı.

Ancak bu ihtiyaç dört gün boyunca giderilmediği gibi şirket tarafından yapılan tek basın toplantısı bilgilendirme gayesinden uzak, bir mahkeme sahnesinde savunma verir nitelikteydi.

- 301 madenci kardeşimizin ardında kalan yüzlerce yetimin bize emanet olduğu bilinciyle hareket edilmeli. Öncelikle işletme sahibi ve devlet yetimlerimizin yaşam, eğitim ve geleceğini garantiye alma sorumluluğunu yerine getirmeli,

- Soma merkez ve civar bölgeden gelerek kurtarma ekibinde çalışanların ruh sağlığına ilişkin çalışmalar yapılmalı,

- Madenden sağ kurtulan işçilerin hepsine en az bir kez psikolojik destek sağlanmalı ve ihtiyaç halinde bu desteğe devam edilmeli,

- Hayatını kaybeden maden işçilerinin birinci dereceden yakınlarına psikolojik destek sağlanmalı,

- Ailesinde işçi kaybı yaşayanlar başta, tüm öğrenciler için okullarda psikolojik destek etkinlik ve çalışmalar yapılmalı.

-  Çevre Hastanelerdeki teknik ve personel eksikliği bir an önce giderilmeli.

- Bir maden şehri olan Soma hastanelerinde yanık ünitesinin olmadığını ve ortopedi doktorlarının yetersizliğini tespit ettik. Yalnızca iki ortopedi doktoru var. 

- Sivil Toplum Kurumları ve devlet desteklerini bölgeye götürürken civar kasaba ve köyler de göz önünde bulundurmalı.

Yardımların ve STK’ların Soma merkezinde yoğunlaştığını; madene daha çok işçi veren civar kasaba ve köylerin gözden kaçırıldığını tespit ettik. Maddi-manevi yardım için çalışan STK’lar, doktorlar, psikologlar başta olmak üzere Soma’ya giden herkesin; merkez dışındaki köy, kasaba halkını da ziyaret ederek, insanların unutulmuşluk, önemsizlik duygusunu yaşanmasına engel olmalı.

- Soma dahil bütün maden bölgelerinde işletme bünyesinde, daimi bir arama kurtarma ekibi bulundurulması, bu konuda yasal mevzuaatta gerekli değişikliğin yapılması gerekiyor.

Soma’da madencilerden oluşan kurtarma ekipleri dışında, profesyonel bir arama-kurtarma ekibi bulunmuyor.

- İş Kanunu’na aykırı olarak işi ikinci, üçüncü hatta dördüncü firmalara veren taşeron firma sistemine müdahale edilmeli!  İlgili kanunlar, iş kazalarında ihmali görülen iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin, cezai sorumluluk altına alınacağı şekilde yeniden düzenlenmeli.  Bunun için Uluslararası Çalışma Örgütü'nün işverenleri, kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, riski kaynağında bertaraf etme ve güvenli çalışma sistemleri tasarlama gibi maddelerle yükümlü tutan “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni Türkiye’nin acilen imzalanması gerekiyor.

-  Bu tür hadiselerde en önemli dolaylı “delil karatma” yöntemi ve adaleti yanıltma sebebi “iş kaygısı” oluşturmaktır. İşten atılma ve başka madenlerde de işe alınmama en temel ve anlaşılır insani korku sebebidir. Bunu gidermek ve halka güvence oluşturmak devletin en temel işlevi ve görevleri arasındadır. Bu bağlamda ivedilikle çözülmesi gereken bir sorun da banka borçlarıdır.

Soma halkı üzerinde oluşan bu korkunun giderilmesi yönünde çalışmalar gerekiyor. Soruşturmanın selametini etkileyecek derecede işten atılma korkusundan tutun gelecek, hatta yaşam korkusunun nasıl giderileceği sorusuna hep birlikte cevap aramalı ve gereğini yerine getirmeliyiz.

MAZLUMDER
 
 
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2014-05-22
Okunma Sayısı : 536
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 2682455

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari