Ankara Şubeden ABD Büyükelçiliği önünde protesto

Irak'ta İşgal 8. Yılında

1 MİLYON IRAKLI ÖLDÜ

5 MİLYON IRAKLI MÜLTECİ DURUMUNDA

20 Mart 2003'te başlayan Irak işgali sekizinci yılına girmiş bulunmaktadır. Bundan tam yedi yıl önce ABD ve müttefikleri tarafından gerçekleştirilen ve Irak'a özgürlük ve demokrasi getirmek için başlatıldığı iddia edilen bu savaş, Irak ve Ortadoğu'ya yıkım, kaos ve ölümden başka hiçbir şey getirmemiştir. Irak'ta bugün, ölen 1 Milyonun üzerinde insanın yanı sıra; savaşın neticesi olarak 3 milyon civarında kadın dul, 5 milyonu aşkın çocuk da yetim kalmıştır. Bunlarla beraber savaşın doğurduğu yıkımdan kaçmak için 2 milyon insan ülke içinde ve 3 milyonun üzerinde insan da Suriye, Ürdün gibi bölge ülkelerinde sığınmacı durumuna düşmüş, mülteci durumundakiler ise hala ülkelerine dönememekte ve zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır.

Irak 7 yıldan beri ölümlerle, işkencelerle, toplu kıyımlarla, göçle, toplumsal travmalarla, savaşın getirdiği vahşetle ve insan hakları ihlalleriyle anılan bir ülke olmuştur. Bütün bu yaşananların sebebi ve savaşın temel gerekçesi olan "kitle imha silahları" Irak'ta hiçbir zaman bulunamamıştır. Irak savaşının baş aktörlerinden olan dönemin İngiltere başbakanı Tony Blair, savaşın başlamasından yıllar sonra yaptığı bir açıklamada; "Irak'ta kitle imha silahı olmadığını bilseydim yine işgal kararı verirdim." diyerek işgalin gerçek gerekçesinin kitle imha silahları olmayıp Irak'ın, her halükarda, Küresel Hegemonya'nın denetimi altına alınması olduğunu itiraf etmiştir.

ABD ve müttefiklerinin Irak'ta işlediği insanlık ve savaş suçlarını anlayabilmek için sadece Felluce örneği dahi yeterlidir. İşgalcilere karşı güçlü bir direniş gösteren Felluce kentinde girişilen katliamda bir defada 6 binden fazla insan katledildi. Daha sonra ortaya çıkan gerçek ise Amerika'nın bu operasyon esnasında beyaz fosfor bombası kullandığıydı. Önceleri bunu inkar eden Amerikalı yetkililer daha sonra bu gerçeği kabullenmek zorunda kalmıştı. Şu anda Felluce'de katliamda kullanılan kimyasal silahlar sebebiyle sakat çocuklar doğmakta ve her gün anormal şekillerde doğmuş onlarca çocuk cesedi toprağa verilmektedir. Yapılan bir araştırma kentte her gün iki ya da üç kusurlu doğum yaşandığını ortaya koyuyor. Yaşanan bu katliamın ve sonrasında tıpkı Hiroşima ve Nagasaki saldırılarında olduğu gibi gelecek nesillerin sakat-özürlü doğmasının sorumlusu ABD, İngiltere ve Irak yönetimleridir.

Ebu Gureyb Cezaevinde yaşananlar da insanlık onurunun Irak'ta nasıl ayaklar altına alındığını ortaya koymuştu. Basına bir şekilde yansıyan işkence görüntüleri işgalcilerin savaş hukukunu ve insanlık onurunu nasıl çiğnediğini gözler önüne sermişti. Felluce ve Ebu Gureyb'le beraber, özellikle 2006'dan sonra Koalisyon güçlerinin kışkırtmalarıyla oluşturulan iç savaş ortamı; artık günlük hayatın sıradan bir parçası haline gelen bombalı saldırılar ve insanlık dışı hadiseler neticesinde Irak, işgalcilerin kontrolüne girdiğinden beri yaşanılamayacak bir yer haline getirilmiş durumdadır. Ülkede her gün insan hakları ihlalleri olmakta, haksız bir şekilde gözaltına alınan insanlar yargılanmadan ya infaz edilmekte ya da işkenceye tabi tutulmaktadır. Ayrıca Irak'ta dul kalan kadınların düştükleri insanlık dışı durum ve yetimlerin karşılaştıkları dram, artık büyük bir toplumsal krize dönüşmüş durumdadır.

20 Mart 2003'te başlayan Irak işgali gerek Irak içinde gerekse bölgede yeni insani kriz alanları oluşturmuştur. İşgalle beraber başlayan dönüşüm Irak'ta önemli toplumsal hareketleri de beraberinde getirmiştir. İşgalin devam ettiği 2006 yılında türbe bombalamalarıyla başlayan süreçte Irak halkı bizzat Irak içindeki unsurların kendi aralarında çatışmalarından kaynaklanan güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. İşgalden önce yüzlerce yıl şöyle veya böyle bir denge içerisinde bir arada yaşamayı becerebilen farklı din ve mezheplere mensup insanların, işgalle birlikte kutsal yerlere dönük provakatif saldırılarla birbirlerinden ayrıştırılması, işgalin sadece toprakla sınırlı kalmayıp, kültürel, sosyal ve duygusal alanlara da yayılarak birlikte yaşama pratiklerini berhava ettiğini göstermektedir.

Haksız gözaltılar, keyfi tutuklamalar, işkence ve infazlar Irak'ta gündelik yaşamın bir parçası olmuştur. Bunlara ek olarak ülke içerisinde muhtelif kesimler arasında başlayan mücadele önemli güvenlik sorunları ortaya çıkartmış ve binlerce sivilin ölümüne neden olmuştur.

MAZLUMDER olarak, Irak işgalinin sadece Irak'ın sorunu değil tüm uluslar arası toplumun sorunu olduğunu hatırlatıyor ve işgalin 8. Yılına girerken bir kere daha Irak savaşını unutmadığımızı, bu vesileyle savaş suçunu işleyip bunca katliamı yapan ABD ve müttefiklerini lanetlediğimizi ve işgalcilerin bir gün işledikleri bu suçlardan ötürü mutlaka hesap vereceklerini vurgulamak istiyoruz.

MAZLUMDER ANKARA ŞUBESİ

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-03-20
Okunma Sayısı : 1097
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 3600330

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari