Emniyet Görevlilerinin Keyfi ve Ayrımcı Muamelesi Kabul Edilemez

Emniyet Görevlilerinin Keyfi ve Ayrımcı Muamelesi Kabul Edilemez

01.10.2014 tarihinde Ankara’da öğrenci olarak bulunan Y.D., E.E., N.E., M.T. adlı kişiler şahsi otomobillerinde seyir halindeyken emniyet görevlileri tarafından durdurulmuş ve kimlik kontrolü ‘bahanesiyle’ darp, işkence ve insan hak ve onuruna aykırı bir muameleye maruz bırakılmıştır.

Güvenlik görevlilerinin söz konusu muamelesine maruz kalan Y.D., E.E., N.E., M.T.’nin anlatımlarından; bahsi geçen mağdurların kendilerine ait araçta seyir halindeyken emniyet görevlilerinin aracı durdurup kimlik sormaları üzerine kimliklerini sundukları ancak polislerin alaycı ve suçlayıcı bir dille N.E.’ye ‘kimlikteki yaşı ile gerçek yaşının aynı olamayacağını, gerçek yaşının kaç olduğunu’ sorduğu, buna cevaben mağdurun kimlik yaşının gerçek olduğunu ifade etmesi üzerine emniyet görevlilerinin mağdurlara alaycı ve suçlayıcı bir dille ‘ne işle meşgul olduklarını’ sorduğu, mağdurların öğrenci olduklarını belirttikleri, bunun ardından emniyet görevlilerinin mağdurların kimliğini görmek istediği, kimliğini gösteren N.E.’ nin  terlediği için öğrenci kimliğinin cüzdana yapışmış olması nedeniyle çıkartamadığı ve kimliğini cüzdandan gösterdiği, polis memurlarının bunun üzerine hakaret ve küfürlü konuşmaya başladıkları, mağdurların ellerini arkadan kelepçeledikleri, mağdurlara saldırarak darp etmeye başladıkları, darp esnasında ”Burası Iğdır değil, burası Bitlis değil burası Doğu değil’’ kelimelerini kullandıkları, mağdurlara yakın mesafeden yoğun şekilde biber gazı tatbik ettikleri, akabinde mağdurları ekip aracına bindirerek 19 Mayıs Stadyumu içerisinde bulunan polis noktasına götürüldükleri, mağdurlar bir süre karanlık bir odada elleri kelepçeli tutulduktan sonra on kadar polisin söz konusu mağdurları darp etmeye başladığı, bu esnada emniyet görevlilerinin küfür ve hakaretlere devam ettikleri, “Tanrı Türkü korusun, burası Doğu değil, size göstereceğiz‘’ gibi sözler söyledikleri, mağdurların yüzü burnuna kadar örtülü ve güneş gözlüklü bir kimse tarafından ‘sorgulandığı’, mağdurlardan Y.D.’nin ayrıca bir başka yerde feci şekilde darp edildiği, Y.D.’nin diğer mağdurların yanına getirildiğinde burnunun kan içinde olduğu ve gözlerinin kanlandığı, GBT sorgulaması sonucu hiçbir kayda rastlanmaması sonrasında mağdurların Ulus Devlet Hastanesi’ne sağlık kontrolü için götürüldükleri, sağlık kontrolünde doktorun gerekli muayeneyi yapmadığı halde darp olmadığına ilişkin rapor yazdığı, mağdurların emniyete elleri arkadan kelepçeli halde götürüldükleri ve kendilerine yapılan muamelelerin tam tersi içerikte bir ifade tutanağını imzalamaları yönünde baskıya maruz kaldıkları anlaşılmaktadır.

Yaşanan bu olay Türkiye’de polis şiddetinin hiç eksilmediğini ve her geçen gün polis mağdurlarına yenilerinin eklendiğini göstermektedir. Kamu görevlilerinin nüfusa ülkenin belirli bir bölgesinde kayıtlı olan kimselere karşı gösterdiği bu önyargılı ve nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken fiilleri katiyen kabul edilemez.

Vazifesi adli makamların işleyişini tesis için şüphelilerin yakalanması ve adalet önüne çıkarılması olan kolluk güçlerinin kendilerine verilen görev ve sorumluluğu aşarak hukuka aykırı şekilde şiddete başvurmaları, üniforma ve silahın verdiği güçle keyfi muamelelerde bulunmaları, bu suçları işleyen devlet görevlilerinin sıralı üst makamlarca korunuyor olması; hukuk devleti prensibiyle örtüşmediği gibi insanlarda hukuki güvenlik hakkına olan inancı yok etmektedir.

İç barışını sağlamaya çalıştığı önemli bir süreçten geçen Türkiye, on binlerce cana mal olmuş, büyük travmalar yaratmış ve toplumsal hafızalarda derin yaralar bırakmış bir soruna hak,  eşitlik ve özgürlük temelinde bir çözüm arandığı bir dönemde; devlet görevlilerinin kullanabileceği kimlik kontrolü ve gözaltı gibi yetkilerde ayrımcı ve nefret suçu kapsamında değerlendirilecek muamelelerinin yapılması içinde  bulunduğumuz Çözüm Süreci’ni de anlamsızlaştırmaktadır.

MAZLUMDER olarak, emniyet görevlilerinin keyfi muameleleri sonucu ortaya çıkmış bu ihlallerin adli makamlarca gerekli hassasiyetle soruşturulmasının ve faillerinin cezalandırılmasının hukuk devletinin bir gereği olduğunu hatırlatır, emniyet görevlilerinden kaynaklı hak ihlallerinin önlenmesi konusunun takipçisi olduğumuzu bildiririz.

 

MAZLUMDER Ankara Şubesi Yönetim Kurulu 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2014-10-08
Okunma Sayısı : 894
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 3600376

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari