MAZLUMDER Ankara Şubesi'nden Etkinlik

Anti-Kahraman Örneği Olarak BATMAN:
"The Dark Night"
Bu sunumda size bahis konusu olan batman the dark night filmi hakkında objektif bir değerlendirme yapacağımı söyleyebilirim. Buna ek olarak filmi size tanıtmaya çalışacağımı ve sunumu dinledikten sonra filmi daha iyi anlayacağınızı da söyleyebilirim.

Ama işin aslı şu ki ne ben bu filme objektif olarak bakabilirim ne de siz film bittikten sonra sorularınızın yanıtlandığını düşünebilirsiniz. Aslında olacak olan benim bu filme olan yakınlığımın değerlendirmemi etkileyeceği sizin ise filmden sonra bir sürü kafa karıştırıcı soruyla karşı karşıya olacağınızdır.

Elbette bir anti kahraman mitini anlatmak Hollywood filmleri hakkındaki düşüncelerimi desteklemek için idealdir. Ama ne yazık ki artık Hollywood oluşturduğu sistemin çarklarını bozmayı amaçlayan kahramanları da kendi imal etmektedir. Bizim yapabileceğimiz tek şey ise bu anti kahramanlara ne eksik ne fazla kararında bir yakınlık göstermek ve bu kahramanlarında acımasız emparyalist çarklar tarafından üretildiğini düşünerek çözümleme yapmaktır.

Bir film serisiyle karşı karşıya olduğumuz için öncelikle serinin diğer filmlerinden ve yönetmenimizden bahsetmek istiyorum
Batman
Yapım Yılı 1989 Oyuncular
Michael Keaton Bruce Wayne/Batman Jack Nicholson Joker/Jack Napier Kim Basinger
Yönetmen Tim Burton
Bir çocuk ebeveynlerinin Gotham sokaklarında gözleri önünde öldürülüşüne tanık olur. Büyüdüğünde Gotham şehri sakinlerinin gözündeki gizemli Batman figürüdür. Suçla tek başına savaşmaktadır. Ancak ortaya Joker adında beklenmedik derecede güçlü ve tehlikeli bir suçlu çıkar. Milyoner işadamı Bruce Wayne ve fotoğrafçı Vicki Vale işbirliği yaparak şehrin bu beladan kurtulmasını sağlayabilirler mi?
Batman Dönüyor
Batman Returns Yapım Yılı 1992
Oyuncular
Michael KeatonBatman/Bruce Wayne Danny DeVito Penguen/Oswald Cobblepot Michelle Pfeifer Kedikadın/Selina Kyle Christopher Walken Max Shreck
Yönetmen
Tim Burton
Gotham şehri iki tane farklı suçluyla karşı karşıyadır, Penguen ve KediKadın. Batman bu iki tehlikeyle birden başa çıkabilecek midir? Üstelik birisi şehrin belediye başkanı olmak isteyip diğeri de Batman'i cazibesiyle etkilemişken
Batman ve Robin
Batman & Robin Yapım Yılı 1995
Oyuncular
Arnold Schwarzenegger Mr. Freeze/Dr. Victor Fries George Clooney Batman/Bruce Wayne Chris O Donnell Robin/Dick Grayson Uma Thurman Poison Ivy/Dr. Pamela Isley Alicia Silverstone Batgirl/Barbara Wilson
Yönetmen
Joel Schumacher
Mr. Freeze, Gotham şehrini dondurarak daima kış olmasını istemektedir. Aynı zamanda yeni bir kötü olan Poison Ivy, Batman ve Robin'in karşısına çıkar. Bunların olduğu esnada Batman'in sadık yardımcısı Alfred de ölüm döşeğindedir. Tek kurtuluş anahtarı Mr. Freeze'dedir. Alfred'in yeğeni Batgirl de amcasını kurtarmak için bu işin içine dahil olur
Batman Daima
Batman Forever

Yapım Yılı
1995
Oyuncular
Val Kilmer Batman/Bruce Wayne Tommy Lee Jones Two-Face/Harvey Dent Jim Carrey Riddler/Dr. Edward Nygma Nicole Kidman
Dr. Chase Meridian Chris O Donnell Robin/Dick Grayson
Yönetmen
Joel Schumacher

Gotham Şehri'nin büyüyen gölgelerinde, iki kötü ruh, intikam için şehrin karanlık koruyucusuna karşı dolaplar hazırlıyorlardı. Yüzü intikam duygusuyla daha da çirkinleşmiş "Two-Face" için "Batman"i öldürmek bir takıntı halini almıştı. Hayal kırıklığına uğramış bir deha olan "Riddler" ise milyarder "Bruce Wayne"i yok etmenin yollarını arıyordu. İkisi birlikte tüm Gotham halkının beyinlerini kontrol etmenin yolunu bulmuşlardı. Onları ancak "Batman" ve yeni ortağı "Robin" durdurabilirdi. Fakat Kara Şövalye kendi çocukluk zamanına rastlayan bir sır yüzünden harekete geçememekteydi. Onu, içinde bulunduğu durumdan ancak yeni bulacağı bir aşk kurtarabilirdi
Batman Başlıyor
Batman Begins

Yapım Yılı
2004
Oyuncular
Christian Bale Bruce Wayne/Batman Michael Caine Alfred Pennyworth
Liam Neeson Ducard Morgan Freeman Lucius Fox Gary Oldman
Yönetmen
Christopher Nolan

Milyoner anne babasının gözlerinin önünde katledilmesi genç Bruce Wayne'de intikam takıntısına neden olan karşı konulmaz bir travma yaratır. Fakat kader bu şansı elinden alır. Ninja tarikatının lideri, tehlikeli ama onurlu bir adam olan Ra's Al-Ghul'e danışmak için Doğu'ya giderek ortadan kaybolmasının ardından geri döndüğünde Wayne; Gotham şehrini organize suç örgütleri ve tehlikeli suçlular tarafından istila edilmiş; miras olarak aldığı şirketi ise ellerinden kayarken bulur...Malikanesinin altında bulduğu mağara ve orijinal zırhlı kıyafet Bruce Wayne'in yeni bir kimliğe bürünmesine yol açar. Artık kötülük yapanların içlerine korku salacak Batman'dir o. Bu yeni kılığı ve polis Jim Gordon'ın yardımlarıyla Batman, mafya babası Don Falcone, uyuşturucu tüccarı Jonathan-korkuluk- Crane ve kendini göstermek için doğru zamanı kollayan, Wayne'e çok da yabancı olmayan, gizemli bir üçüncü şahsın kurduğu çirkin düzeni yıkmak için işe koyulur.
Christopher Nolan
Gerçek Adı
Christopher Johnathan James Nolan
Doğum Yeri
Londra, İngiltere
Doğum Tarihi
30.07.1970
Onu Ünlü Yapan Ne?
Memento (2000) filminin yönetmenidir.
Eğitim
Londra Koleji Üniversitesi, İngiliz Edebiyatı

İlk kısa filmi 'Larceny' 1996 yılında Cambridge Film Festivali'nde gösterilmişti.Filmleri genellikle bir flashback ya da filmin sonundan kareler ile başlar.Filmlerinde Amerikalı karakterleri genelde ingilizler ya da Amerikalı olmayan oyuncular canlandırır.Memento'dan beri filmlerinde aktör Larry Holden ile çalışıyor.Renk körü, kırmızı ve yeşili göremiyorBüyük bir James Bond hayranıİngiliz ve Amerikan vatandaşıSıklıkla Christian Bale ve Michael Caine ile çalışıyor
Yönetmen
The Dark Knight (2008)The Prestige (2006) Batman Begins (2004) The Prisoner (2002) Memento (2001) Insomnia (2001) Following (1998) Doodlebug (1997)
Senarist
The Dark Knight (2008) The Prestige (2006) Batman Begins (2004) Memento (2001) Following (1998) Doodlebug (1997)
Batman i tanımak için öncelikle onun çizgi roman geçmişine bakmak gerekir:

Superman'in başarısından sonra, sonradan DC Comics olacak olan National Publications 'ın editörlerine daha fazla süperkahramanfikri üretme görevi verilir. Sonuç olarak Bob Kane "Bat-Man" karakterini oluşturur.

ilk çizimler Superman tarzındadır, kostüm kırmızımsıdır ve eldiven yoktur. Maskeli balolarda takılana benzer bir maske takan karakter bir ipte sallanmaktadır.
Yarasadakine benzeyen sabit iki kanadı vardır ve büyük bir amblem de taşımakadır
Batman'in kişiliği, karakter geçmişi, görsel tasarımı ve ekipmanı da aralarında
The Mask of Zorro, The Bat ve Dracula gibi filmlerden, The Shadow, The Phantom, Sherlock Holmes, Dick Tracy, Jimmie Dale, The Green Hornet ve Spring Heeled Jack gibi karakterlerden ve Leonardo Da Vinci'nin bir "uçan makina" çiziminden esinlenmiştir

İlk Batman hikayesi
Mayıs 1939'da yayınlandı. Batman Pulp hikayeleri tarzında oluşturulmuştur. İlk zamanlarda Batman'in suçluların öldürülmesine ve zarar görmelerine az merhamet göstermesi ve ateşli silahlar kullanması da bu nedenledir. Yüksek satış rakamları ile de 1940'da kendi ismini taşıyan çizgiroman'a kavuşmuştur

Yazar
Dennis O'Neil ve çizer Neal Adams, Batman'in 1960'lardaki absürt karakter imajından kurtarmak ve "gecenin sert intikamcısı" olarak kökenine geri döndürmek için çaba sarfettiler ve filmimze kaynaklık eden hikaye ortaya çıkar:
50 yaşında ve emekli olmuş Batman'in geri dönüşünün anlattığı
1986 tarihli "Batman: The Dark Knight Returns" hikayesi, karakteri karanlık kökenine geri döndürdü. The Dark Knight Returns büyük maddi başarı elde etti ve çizgiroman tarihinde bir kilometre taşı oldu.
Bu tarz konular ve anlatımdaki üslup çizgiromanların çocukların eğlencesi olmaktan uzaklaşmasına ana etkenler oldu.
Yıllar içinde Batman'in orijinal hikayesi, geçmişi ve görünümü/davranışları gerek küçük gerekse de büyük revizyonlara uğradı. Bazı olaylar büyük değişim geçirir iken, ailesinin ölümü ve adeletin peşinde olması gibi olaylar ve konular değişmedi.
Tüm öykülerde Batman, Bruce Wayne'in alt kişiliğidir. Bruce Wayne varlıklı bir playboy, yatırımcı, hayırsever bir işadamıdır ve babası doktor
Thomas Wayne ve annesi Martha Wayne'in bir gece sokakta hırsız tarafından öldürülmesinden sonra suçla savaşmaya başlamıştır.
Bruce Wayne, Batman'i Gotham'ın yeraltı dünyasına korku saçmak için oluşturmuştur. Kostüm ve Wayne'in Batman iken davranış tarzı mümkün olduğu kadar heybetli ve korkutucudur. Bruce Wayne yumuşakkalpli ve sorumsuz iken, Batman agresif ve serttir. Görünüm ve kişiliğindeki değişimlere ek olarak, Bruce Wayne aynı zamanda kostümlü iken sesini de değiştirir, Kara Şövalye'nin sesi alçak ve hırıltılıdır. Ve bu çift kişiliklilik Batman in bilinçli bir tür şizofren ruh haline girmesine neden olur.
New York City, Chicago, Boston ve Pittsburgh gibi şehirlerden türetilen Gotham Şehri, Amerika'nın kuzeydoğu körfezindedir. Genellikle kirli, yüksek suç oranlı, çürümüş olarak resmedilen kent, Superman'in parlak, temiz, fütüristik Metropolis'inin zıttıdır. Gotham'ın "News York'un gece hali" olduğu, New York'un geçmişindeki yüksek suç oranına atfen söylenegelmişir. Thomas ve Martha Wayne de şu anda kenar mahalleye dönüşmüş ancak eskiden lüks bir mahalle olan Park Row'da öldürülmüşlerdir. Batman hikayeleri ilk olarak New York şehirinde geçmesine rağmen, sonradan hep Gotham Şehrinde yaşadığı anlatılmıştır. Superman'in Metropolis'i gibi, Gotham da kahramanının karakteristik özelliklerini taşır.

The Dark Night ı incelemeye kahramnımızın yani Batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran özelliklerini sayarak başlamak gerekir. Batman diğer kahramanlar gibi saf bir iyilik duygusuna hizmet etmez hatta tamamen iyi bir kahraman bile değildir.

Mekanı yani gotham city bile gothictir. Kaos a açıktır. Karanlıktır. Süperman in dünyası gibi ütaopik değil distopyadır. Batman in halkı gotham halkı nevrotiktir. İki yüzlüdür. Ve acayip pragmatisttir. Her fırsatta batman e sırt çevirir. Onu dışlar.

Batman in savaşındaki öğeler ise nefretle ve intikam duygusuyla beslendir. İşte batman in dünyası böylesine kaotik, sürrealist ama nereden bakarsanız bakın diğer kahramanlardan daha insanidir. İşte bu yüzden batman the dark night bu sunumun konusudur.

Kahramanların taktıkları maskeler onları güzel kadınlardan korumak için olduğu kadar kanunsuz işler yaptıklarının da ifadesidir. Ancak diğer kahraman filmlerinde bu unsur göz ardı edilirken özellikle christopher nolan'ın filmlerinde ki Batman kanunsuz kahraman mitini ortaya çıkarır. Maskesi ise onun bu konudaki en büyük yardımcısıdır.

Yapılan eleştirilerde de belirtildiği gibi Capola'nın The Godfather serisi acımasız mafya ailesini nasıl sofralarımıza beşinci kişi gibi aldırmayı başardıysa Nolan'ın Batman ide aynı yolda yürümektedir. Tabii tek farkla Nolan'ın Batman'ini suç ve masumiyeti ayıran keskin çizgiler olmadığını ve bir o tarafa bir bu tarafa geçtiğinin farkındadır. Bu farkındalık Batman'i kahraman mitine uymak yerine kendi mitini yazmaya yöneltir.

Batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran başka bir özellik ise gerçeklik algısıdır. O ne süperman gibi göklerde süzülebilir ne örümcek adam gibi avucunun içinden ağlar fışkırtabilir. Radyo aktif bir tepkimenin ya da gizemli gezegenlerinin yardımıyla değil tamamen bir öç alma duygusunun motivasyonuyla hareket eden çok zeki bir şizofrendir. En büyük yardımcısı bilimdir.

Şizofren ruh hali onun küçükken annesi ve babasını kaybetmesiyle başlayan bir süreçtir. Nolan'ın ortaya çıkarmaya çalıştığı Batman'i daha iyi anlayabilmek için ilk önce elbette ki Batman begins i seyretmeli ve ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin onun kişiliğine yaptığı etkiler göz önüne alınmalıdır. Suça duyduğu öfke Bruce wayne i örneğin bir polis olmaya yöneltmez. Çünkü wayne suç kavramının kanun güzüyle önlenemeyeceğini düşünür.

Onun en büyük düşmanı masumiyeti hedef alan hırslardır ve kanun eşitliği savunur. Kanunun savunduğu eşitlik karşısında Batman adaleti ister ve bu yüzden en çok tartışılan kahramandır. Çünkü insan öldürür, çünkü düşmanına acımaz. Bu yüzden de Gotham halkı ona her fırsatta sırtını döner

Batman'in temsil ettiği adalet duygusunu hazmetmek insan fıtratı için inanılmaz zordur. Bu ancak insanın kendini nefsinden sıyırarak manaya ve maddeye canlıya ve cansıza empatik yaklaşarak elde edebileceği bir mefhumdur. Ki zaten bunu başarmak insanı bilge mertebesine yükselten bir olgu değil midir?

İşte Batman insanın içindeki bu potansiyeli görür ancak insanlar bu potansiyellerini kullanmak istemez. Batman bu yüzden beklentileri ve inançları arasında kalır. Bu onu zamanla kendine güvensiz ve şizofrenik, karşı taraftan da bakıldığında acımasız bir kahraman haline getirir.

Batman hep kendisini o maskeden kurtarmak ister aslında. O maske zengin ve yakışıklı bir adamı boğan okyanus gibidir. Kötülerle savaşında evet insanlara yardım etmektedir ama bunu legal yollardan yapmayan dolayısıyla toplumsal kabul görmeyen bir şekilde yaptığı için de gitgide zırhının içinde boğulmaktadır.

Kendi olarak Bruce wayne olarak yaşadığı zamanlarda sanki suyun üstüne çıkıp biraz nefes alır. O suya ait bir canlı değildir aslında. Bir insandır. Ama yeryüzü onu dışlamış ve yaşaması için yaratıldığı topraktan ayırmıştır. Şimdi bu okyanusta kara şovalye gelip kendisini kurtaracak bir kahraman arar.

İşte the dark night da batmanın kahramanı harvey dent isimli genç savcıdır. Bu savcı kanunlara olan inancıyla batmani etkiler. Ya her şey onun zannettiği gibi değilse ya eşitlik adaleti getirebilirse ya bir insan gerçekten iyi olabilirse hırslarından arınabilirse işte o zaman bir kahramana yani batman e gerek yoktur bu da batman in özgürlüğü demektir.

Yani kafasını okyanustan çıkaran batman bu ikili şizofrenin yaşamına son verip yeryüzüne çıkabilir ikinci kez ama bu kez gerçekten doğabilir. Sadece bir insan olarak. Batman in istediği budur. Ancak filmin sonunda anlarız ki insanoğlunun sınavları çok çetindir ve bir yerden sonra harvey dent bile intikamının gölgesi oluverir.

Nolan'ın batman inin karşısında 1980'lerde Jack Nicholson'un hayat verdiği joker vardır. Joker de tıpkı batman gibi bir iç hesaplaşma içerisindedir. Bütün gotham halkına musallat olan ruhsal bozukluklar joker de zirveye taşınır. Joker ruhsal olduğu kadar fiziksel olarak da yaralıdır. Bu yaralarını ve kötülüğünü makyajını arkasına gizler. Bu onu ilk bakışta komik bir adam durumuna düşürür. Ancak bu bir yanılsamadır.

Makyajla yüzüne kondurduğu gülümsemesinin ardında trajik bir hikaye gizlidir. Aslıdan bir değil birden fazla çünkü joker film boyunca "Why so serious" sorusunun arkasından birkaç hikaye anlatır. Bu hikayeler bizim onun parçalanmış kişiliklerini daha iyi anlamamızı sağlar.

Aslında birden fazla neden nedensizliği işaret eder ki filmin izleği de alttan alta bunu barındırır. Yani nedensiz kötülüğü. Peki jokerin kötülüğü neden nedensizdir. Para yahut güç değil kaostur onun istediği.

Joker in hikayesi akla hemen şeytanın cennetten kovulma kıssasını hatırlatır. Joker in de tıpkı şeytan gibi tek yapmak istediği insanın içindeki hırs ve açgözlülüğü ortaya çıkarmaktır. Bunu ortaya çıkardığında kendisini de aklayabilecek ve bu suçların yükümlülüğünü yaratılış a verebilecektir. Bu onun kendisini ve varoluşunu açıklama yöntemidir.

Oysa ki cüzi irade de yaratılışın içindedir ve bize seçim imkanları sunar. Bazı seçimler vardır ki içinde hiç art niyet yoktur ve Allah'ın dünyayı bir tufan yerine çevirmesinden alıkoyan bu gerçektir. Kuluna verdiği cüzi irade ile sonunda kul Allah'ına yaraşır olabilir ve onun için yarattıklarına sadece "işittik ve iman ettik" diyerek teslimiyet gösterebilir. İşte joker in sorunu bu katıksız teslimiyettedir. Tıpkı şeytan gibi.

Nolan diğer batman filmlerinden iki şekilde ayrılır. Birincisi ortaya batman kadar Bruce wayne ve onun iç hesaplaşmalarını da koymasıdır. İkinci olarak o yüzeyselleşen ve dramatizasyondan uzaklaşarak sadece ve sadece kurgu haline gelen bir süper kahramanı anti-kahraman haline getirmesidir. Ki batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran en önemli özellik budur.

Batman inanılmaz hüzünlü ve sorunlu bir kahramandır. Bir tarafı Bruce wayne adı altında şımarık, zengin ve dünyada satın alamayacağı hiçbir şey kalmadığı için tatminsiz olan bir adamdır. Diğer tarafı yani kara şovalye olan kısmi ise bir türlü doyuramadığı ve zaman zaman onu iyi taraftan kötü tarafa geçiren bir intikam arzusudur. Bu arzu yaşanamamış çocukluk yılları ve elde edemediği ebeveyn sevgisiyle beslenir. Gotham halkının iki yüzlülüğü ve pragmatist tavırlarıyla da pekişir. Ama gün gelir bir adamın içindeki bu iki kişilik onu şizofren bir anti-kahraman haline getirir.

Nolan tıpkı senaryoya kattığı bu kafası karışık kahraman ve kötü adam tiplemeleri gibi seyircisinin de kafasını karıştırmayı amaçlar. Daha fimin başına birden fazla batman ve birden fazla joker koyar. Bu kişilik bölünmeleri yüzünden bizimde kafamız karışır. Tıpkı filmin hem Michael Mann'i hatırlatan bir suç filmi, hem Martin Scorsese'yi anlatan bir sokak filmi hem de kendi özgün tarzıyla bir kahraman harvey dent ve anti kahraman kara şövalye filmi olması gibi.

Türler iç içe girer, kötü adamlar ve iyi adamlar iç içe girer ve tüm bu karmaşanın içinde joker bize bakarak why so serious der. Böylece bizde film boyunca anarşiyi ve kaosu hissederiz. Tıpkı jokerin hissettirmek istediği gibi ve kendimizi normal hissettiğimiz kadar kahraman olarak da hissedebiliriz. Çünkü batman in olağan üstü güçleri yoktur. Onun sadece parası ve işlek bir zekası vardır.

Batman ve joker birbirlerinden çok farklı gibi görünseler de aslında bir madalyonun iki yüzüdürler. Bunu joker sık sık belirtir. Birbirlerine bağlı olduklarını ve varoluşlarının birbirleriyle ilintili olduğunu anlatır. Hatta joker Batman'e der ki "sen beni tamamlıyorsun" aslında bu bir açıdan doğrudur. Çünkü ikisinin de sorunu sistemdir.

Joker in nedensiz kötülüğünü de, batman'in doyumsuz intikam isteğini de ortaya çıkaran ve besleyen sistemdir. Terk fark batman i anti de olsa bir kahraman, jokeri ise sadist kötü adam yapan bu sistemin sonunun nasıl olacağıdır. Joker sistemin tamamen yıkılmasını ve yerine kaosun hüküm sürmesini talep eder çünkü insanların hak ettiği budur ona göre.onun sorunu yapaylıktır. İnsan eliyle oluşturulan bu sistem yapaydır, joker ise gerçeği arar ve bunu ister. Batman ise sistemin kötü taraflarının belirlenip düzeltilmesini amaçlar. Düştükleri ayrılık onları iki ayrı kutba iter.


Vildan ÖZCAN

ODTÜ Siyaset Bilimi Topluluğu üyesi öğrenciler, 15 Nisan Çarşamba günü kot taşlama işçileri ile dayanışmak ve konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir toplantı düzenledi. ODTÜ'de yapılan ve çok sayıda öğrenci ile akademisyenin de ilgi gösterdiği toplantıya MMAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Üstün Bol ile Başkan Yardımcısı Esra Duru da katıldı.

Kot taşlama daha doğru bir tabirle kot kumlama işçilerinin dramının anlatıldığı 20 dakikalık "Dönüş" belgeselinin izlenmesiyle başlayan toplantıda konuşmacı olarak bulunan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesi üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan hazırladığı slaytlarla, kot taşlama işçilerinde görülen silikosiz hastalığı, hastalığın teşhisi, seyri ve işçilerin yasal durumlarına ilişkin bilgiler verdi.
Kumlama yoluyla kot ağartmanın yurtdışında yasak olmasına rağmen Türkiye'de serbest olduğuna dikkat çeken Kılıçaslan, ülkemizde işgücünün ucuzluğu ve bu alanda bugüne kadar herhangi bir düzenleme olmayışı yüzünden uluslar arası firmaların bu iş için Türkiye'yi kullandıklarına vurgu yaptı.

Kılıçaslan, Amerika'da 1930'lu yıllarda Şahin Yuvası denilen bir tünelin açılması sırasında çalışan 7 bin işçiden 400'ünün patlamalar sırasında maruz kaldığı toz yüzünden bu hastalığa yakalanarak öldüğünü anlattı. Kılıçaslan söz konusu görüntülere youtube'dan ulaşılabileceğini kaydetti. Büyük firmaların bu işi taşeronlar eliyle yürüttüğüne dikkat çeken Kılıçaslan, yaptıkları takibatta beşinci taşerona kadar ulaştıklarını ifade etti.

Türkiye'de kot kumlama sırasında kullanılan ve ucuz olduğu için tercih edilen deniz kumunun zararlı madde olan silikayı yüzde 70 oranında barındırdığını ve diğer kumlara nazaran bu işte çalışanlara daha çok zarar verdiğini anlatan Kılıçaslan, kot kumlayan işçilerin astronotlara benzer, kompresörler aracılığıyla dışarıdan temiz hava giren kıyafetler kullanmaları gerektiğini söyledi. Ülkemizde ise bu tip bir kıyafet yerine, işçilerin nalburlarda satılan 3 TL'lik kâğıt maskelerle kendilerini korumaya çalıştıklarını ifade eden Kılıçaslan, işverenlerin kum ziyan olmasın diye havalandırması bile olmayan 1.5 m²'lik hücrelerde bu işi yaptırdığını anlattı.

Hem çalışırken hem uyurken toza maruz kalıyorlar...

Kılıçaslan, çalıştıkları mekânları aynı zamanda uyumak, yemek yemek için de kullanan işçilerin 2-3 ay gibi kısa bir sürede bu hastalığa yakalandıklarını dile getirdi. Meslek hastalığının tanımının aynı işte en az 2 yıl çalışmayı gerektirdiğine dikkat çeken Kılıçaslan, bu işte çalışan işçilerin hastalığa bir kez yakalandıktan sonra bu kadar bile ömürleri kalmadığını ifade etti.

Kılıçaslan, hastaların yoğunluklarına göre Bingöl, Bitlis, Erzincan, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Sinop ve Trabzon illerinden çıktığını anlatarak, aynı aileden iki çocuğun birden ya da akrabalar içinde birkaç kişinin aynı hastalığa yakalandığı vakalar olduğunu söyledi. Bu işte çalışanların yüzde 98'inin sigortasız olduğunu, bu nedenle şikâyet mekanizmasını kullanamadıkları gibi sağlık giderlerinin karşılanmadığını, ölümlerinin ardından ailelerine herhangi bir maaş bağlanamadığını bildiren Kılıçaslan, geçtiğimiz günlerde Çalışma Bakanlığı tarafından kot kumlamanın yasaklanması ve bu yönde atılan adımlar sayesinde birtakım iyileşmelerin görülmeye başlandığını ifade etti. Kılıçaslan bu düzenlemeden sonra vefat eden iki işçinin ailelerine maaş bağlandığı bilgisini verdi. Şu anda hastalığı tespit edilen 650 işçi bulunduğunu da dile getiren Kılıçaslan, hastaların birçoğunun da "nasıl olsa öleceğim" diye düşünerek doktora bile gitmediğini anlattı.

Yapılan yayınlar neticesinde işverenlerin paniğe kapılarak kot kumlama atölyelerini dağıttıklarını dile getiren Kılıçaslan, bu süreç sonucunda buralarda çalışan çok sayıda yabancı işçinin de ülkelerine döndüklerini ve hastalıklarının orada ortaya çıkması yüzünden haklarında sağlıklı bilgi edinilemediğini anlattı. Kılıçaslan, ayrıca atölyelerin Suriye, Bangladeş, Çin gibi ülkelere kaydığını ifade ederek, "merdiven altı" diye tabir edilen yasadışı kot kumlama atölyelerinin "küresel fabrikalar" olduğunu söyledi. Kot kumlama işlemini lazerle yaptıklarını ifade eden firmaların yalan beyanda bulunduğunu dile getiren Kılıçaslan, bu yöntemle günlük üretimin 500 adetle sınırlı kaldığını, ancak işçilerin kumlamayı bizzat yapmaları halinde günde 2 bin adet kumlanmış kot elde edildiğini söyledi. Kılıçaslan, üreticilerin, kendisini kumlanmamış kotların para etmediği ve bu piyasada büyük paraların döndüğünü belirterek tehdit ettiğini de sözlerine ekledi.

İşçilerin haklarını ararken işverenlere çok sayıda suçlama yapabileceklerini dile getiren Kılıçaslan bunlardan birinin "kasten ölüme sebebiyet vermek" olduğunu söyledi. Komitenin işçilere ücretsiz hukukî yardımda bulunduğunu hatırlatan Kılıçaslan, aynı tehlikeye teflon, porselen fabrikalarında çalışan işçilerin, diş teknisyenlerinin de maruz kalabileceğine dikkat çekti.

Kılıçaslan çözüm önerisi olarak sigortasız, sendikasız işçi çalıştırılmamasını, yasaların ve yönetmeliklerin gerektiği gibi uygulanmasını gösterdi. Son yasal düzenlemenin önemli olduğuna da dikkat çeken Kılıçaslan, bu işçilerin SGK kapsamına alınması, sağlık giderlerinin karşılanması ve sosyal haklarının verilmesi gerektiğini ifade etti.

Daha sonra soruları cevaplandıran Kılıçaslan, hastalığın seyrinin her hastada farklılıklar gösterdiğini, örneğin askere alınırken yapılan muayenede herhangi bir bulguya rastlanmayan bir hastanın idman sırasında nefes darlığı nedeniyle hayatını kaybettiğini anlattı. Kılıçaslan, köklü çözüm için meslek hastalıkları alanında kalıcı düzenlemeler gerektiğine dikkat çekerek, sendikaların sorunun çözümünde önemli bir rol üstlenebileceğine de vurgu yaptı. Silikanın yanı sıra solventin, toksik maddelerin de işçi sağlığını tehdit ettiğini dile getiren Kılıçaslan, İstanbul'da meslek hastalıkları alanında bir oluşum başlattıkları müjdesini verdi. Kılıçaslan, kot kumlama işçilerinin yaşadığı dram nedeniyle uluslar arası birçok bağlantı kurulduğunu, bu bağlantılar neticesinde örneğin İsveç'in Türk kotlarını boykot ettiğini, konunun İngiltere'de gündeme getirildiğini, TEKSİF'in sorunun İLO'da ele alınması için çaba sarf ettiğini de sözlerine ekledi. Kılıçaslan, başka ülkelerde de böyle atölyeler ve dolayısıyla hasta işçiler bulunmasına rağmen konunun yalnızca Türkiye'de gündeme gelmesinin de sorunun başka bir boyutu olduğunu vurguladı. Toplantı sonrasında hasta işçiler yararına rozet ve cd satışı yapıldı. Toplanan para Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesine iletilmek üzere öğrenciler tarafından Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan'a teslim edildi.

Silikozis nedir?

Silikozis hastalığı, kot kumlama sırasında kullanılan kumun solunum yoluyla akciğerlere, lenflere ulaşması, bağışıklık sisteminin bu yabancı maddeyi yok edebilmek amacıyla etrafını sarması ve ciğerlerde bu şekilde kitlelerin oluşup ciğeri işlevsiz kılmasıyla ortaya çıkıyor. Hastalığın akciğer nakli dışında bir tedavisi bulunmuyor. Ülkemizde akciğer nakli henüz çok yaygın değil ve oldukça pahalı bir yöntem. Genellikle dar gelirli ailelerin, oldukça genç yaşta çocuklarının (ortalama 20-25 yaş) yakalandığı bu hastalık, onları sevdiklerinin gözleri önünde hızla ölüme sürüklüyor. Bu hastalığa yakalanan kişilerde ileri derecede nefes darlığı, terleme, yorgunluk, iştahsızlık görülüyor. İleri aşamalarda hasta yataktan kalkamıyor. Hastalığa yakalanan işçilerin hastalığın ortaya çıkışından sonraki günlerini en acısız şekilde yaşayabilmeleri için de yine oldukça pahalı birtakım ilaçlar ve sağlık araçları gerekiyor.
MAZLUMDER Ankara Şube Başkan Yardımcısı
Esra DURU
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2009-04-23
Okunma Sayısı : 1251
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 3600323

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari