MAZLUMDER 2.Kadın Buluşması Hasankeyf’te Gerçekleştirildi

  MAZLUMDER 2.KADIN BULUŞMASI HASANKEYF’TE GERÇEKLEŞTİRİLDİ 

KADIN ve EKOLOJİ/ 27-28 EYLÜL HASANKEYF
 
 
 
MAZLUMDER Kadın Çalışmaları Grubu ve Eğitim Komisyonu tarafından ortak hazırlanan,  MAZLUMDER üye ve gönüllüsü kadınlar arasında iletişimin güçlendirilmesi, dernek çalışmalarında etkinliklerinin arttırılması temel amacıyla düzenli hale getirilmesi planlanan, ilki geçen yıl Diyarbakır’da gerçekleştirilen kadın buluşmalarının ikincisi bu yıl 27-28 Eylül tarihlerinde “Kadın ve Ekoloji” temasıyla Hasankeyf’te gerçekleştirildi.
 
Program kapsamında İslam’ın ve ekolojik düşüncenin farklı türlerinin toplum-doğa ilişkileri için nasıl bir yaklaşım geliştirdikleri, çevresel bozulmaya nasıl yaklaştıkları, nasıl bir ahlaki anlayış ve ne tür siyasal çözümler önerdikleri, siyasal düşünce gelenekleriyle ve birbirleriyle olan etkileşimleri ve uyuşmazlıkları, kadın-doğa ilişkisi ve toplumsal süreçler, ekolojik yıkımla mücadelede Hasankeyf örneği konuları ele alındı. Programda bu konular çerçevesinde  “neden doğayı korumalı ve ekolojik sorunlarla niçin ilgilenmeliyiz?” sorusuna yanıt aranırken; eko-siyasal ahlak konuları, doğaya değer verme sorunu, tasarruf hakkının/bozmanın sınırları ve koruma sorumluluğu, mevcut ekolojik sorunlara ekonomik, siyasal, ideolojik ne tür siyasal çözümlerin öngörüldüğü, kadın ve ekoloji mücadelelerinin ortaklaştığı alanlar ve çevre krizinin önlenmesi için gerekli değişimin dinamikleri gibi konular üzerinde düşünmeye çalışıldı. 
 
 
 
Farklı illerden 40’a yakın üye ve gönüllü kadının katılımıyla gerçekleştirilen programda Araştırmacı-Yazar Yıldız RAMAZANOĞLU “İslam ve Ekoloji”,  Bûka Baranê Ekolojik Yerleşke Girişimi Sözcüsü  Miraz RÛSPÎ “Ekolojik Düşünce Akımları”, Rabia TAMER “Kadın ve Ekoloji”, MAZLUMDER Batman Şubesi Başkanı Hasan ARGUNAGA ve Doğa Derneği üyesi Merve KÖSEOĞLU ise “ Ekolojik Yıkımla Mücadelede Hasankeyf Örneği” başlıkları üzerine sunumlarını gerçekleştirdiler. 
 
 
Programın birinci günü öğleden sonra Hasankeyf gezisi, ikinci günü ise  Mardin Midyat gezisi düzenlenerek program tamamlandı. MAZLUMDER Kadın Çalışmaları Grubu tarafından program sonrası aşağıdaki bildiri yayımlandı:
 
 
 
 
MAZLUMDER 2.Kadın Buluşması Bildirisi
 
KADIN, EKOLOJİ ve HASANKEYF
 
 
 
İnsanlık tarihi boyunca genellikle insanı varlık âleminin merkezine yerleştiren düşünce akımları hâkim olmuş, insanın benlik algısındaki bu sapmanın maliyeti ise hem insanlık hem de tüm varlık âlemi için oldukça ağır olmuştur. İnsan varoluş yolculuğu boyunca doğayı tüketerek, doğa üzerinde egemenlik kurma arzusunu tatmin yolu aramıştır. Doğa üzerindeki egemenliği hızlandıran ve güçlendiren sanayileşme süreci ise meşruiyetini, aklı yegâne rehber ilan eden aydınlanma düşüncesinden alır. Sanayileşme ve makineleşme insana doğa üzerinde belirli ölçüde bir egemenlik hissi sağlamış, bununla  birlikte kendi doğasına yabancılaştırarak sömürü sisteminin bir parçası haline dönüştürmüştür. Dolayısıyla insan şu anda sanıldığı gibi doğaya “egemen” değil doğayı sömürenlerin egemenliğine “tâbi” durumdadır. 
 
Süregiden insan merkezli hâkim siyasal paradigma çerçevesinde insan hakları ideallerinin hem siyasi hem ahlâki perspektif olarak dünya toplumları tarafından merkeze alındığı bir süreçten geçmekteyiz.   Mevcut insan hakları söylemi bu siyasal paradigmanın pazar mantığının ürettiği yasal süreçleri ve politikaları dışlamaz. Bu nedenle insan hakları düşüncesinin haz ve kâr odaklı, kontrolsüz bir büyüme ve kalkınma siyasi perspektifinin gölgesinde gelişim gösterdiği söylenebilir. Bu perspektifin tüm canlılar için yaşamın sürdürülebilirliği noktasında doğurmuş olduğu sorunlar, insanın varlık âlemi içerisindeki yeri ve çevresi ile ilişkisini yeniden sorgulatan bir düşünsel süreci zorunlu kılmıştır.
 
Bu bağlamda 20.yy sonlarına doğru çevre etiği üzerindeki tartışmaların odak noktasında, yaşamın sürdürülebilirliği açısından doğadaki tüm canlıların birbirlerine karsı sorumlulukları yer almıştır.   Gelişen bu yeni ekolojik yaklaşımların da ortaya koyduğu sorunsallar çerçevesinde toplum-doğa ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi, çevresel bozulma karşısında önerilen ahlâki anlayış ve siyasal çözümler üzerine daha fazla ve etkin bir düşünsel çabanın gerekliliği her geçen gün kendini daha fazla hissettirmektedir. 
 
İslam dininde “eşref-i mahlûkat” tanımlamasıyla insana hasredilen özel konum, insanın doğayla ilişkisini egemenlik ve mülkiyet ilişkileri üzerinden kurgulayan insan merkezli düşüncelerle örtüşmemektedir. İslam anlayışına göre insan fizyolojik olarak doğal yaşamın bir parçası olduğu gibi akletme yeteneği ve cüz’i iradeye sahip olması ile varlık âleminde daha fazla sorumluluk yüklenen özel bir konuma sahiptir. Bu özel konum insana doğayı sömürüye tabi tutma, kontrolsüz bir şekilde tasarrufta bulunma hakkı vermemektedir. Doğa ile toplum arasında karşılıklı ve bütünleyici bir ilişki vardır. İslam’ın ‘tevhid’ ilkesi, yüce yaratıcının sıfatlarının tecellisi olan varlık âleminin bütünlüğünü, her bir unsuruyla belirli bir denge, uyum ve uzlaşı içinde sürdürmesini ifade eder.  İnsana tanrısallık atfeden insan merkezli algının doğayla kurduğu sağlıksız ilişkinin sebep olduğu ekolojik kriz, İslam’ın işaret ettiği uyum, denge ve uzlaşının yeniden merkeze alınmasının ne denli önemli olduğunu göstermiştir.
 
Kadın ve doğa ilişkisi, kadına ve doğaya yönelen şiddetin kaynağının ortaklığı son dönemde ekolojik düşüncede sıklıkla ele alınan bir diğer önemli konu olmuştur. Bu kapsamda, kadında belirginleşen şefkat, şiddet karşıtlığı, duygusallık, fedakârlık, dayanışma, maneviyatçılık ve sezgisellik gibi psikolojik özelliklere bağlı yaşamı üretme kapasitesinin doğayla özdeşleştirilmesi, doğa ve kadın üzerinde kurulan ataerkil tahakkümün temel motivasyonu olarak görülmüştür. Kadını “doğa”yla erkeği ise “kültür”le özdeşleştiren ataerkil algı, medeniyetin inşa sürecinde kadında belirginleşen değerleri dışlamış, tarih boyunca egemenlik savaşları ve şiddet medeniyet sürecini belirlemiştir. Ekolojik düşünce ve kadın mücadelelerinin ortaklaştığı yaklaşıma göre sürdürülebilir bir yaşam ancak; doğanın yaşamı destekleyen potansiyeline saygı duyularak sağlanır. Besleme, bakım, koruma kollama, şiddet karşıtlığı ve şefkat gibi değerlerin fethetme, hükmetme gibi değerler tarafından ötelenerek ikincil konuma itilmediği, dengenin, uyumun ve uzlaşının esas olduğu bir toplumsal yapı elzemdir.  
 
Bu bağlamda MAZLUMDER Kadın Çalışmaları Grubu olarak kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla ve de ekolojik yıkımla mücadelenin her insanın hem insani hem de İslami bir sorumluluğu olduğunu hatırlatırız. Bu konuya dikkat çekmek ve desteğimizi sunmak üzere buluşmalarımızın ikincisini yüzlerce yıllık tarihin sular altında bırakılmak istenmesine karşın yıllardır yürütülen mücadeleyle ekolojik yıkımla mücadelenin sembollerinden biri haline gelen Hasankeyf’te gerçekleştirdik. Hasankeyf’i sular altında bırakacak, doğal ve kültürel bir yıkıma sebep olacak bu ve benzeri projelerin iptalini talep ediyor ve herkesi bu mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz. Bizler “insanın ve devletin üstün yararı” adına doğal ve kültürel bir yıkıma tabi tutulmak istenen Hasankeyf’te bu bildiriyi yayımlarken biraz ötemizde, Kobane’de yaşanan insanlık dramının acısını içimizde hissediyor herkesi bu zulme karşı sessiz kalmamaya davet ediyoruz. Şiddet üzerine kurgulanan bir medeniyetin sebep olduğu yıkımdan tüm doğal ve kültürel varlıklar gibi insanın da zarar göreceğini; doğaya ve insana yönelen şiddetin aynı köklerden beslendiğini, uyum ve uzlaşı içinde bir yaşam için şiddetin kökenlerine inerek sorgulanmasının ve çözüm aranmasının gerekliliğini yeniden hatırlatırız.
 
MAZLUMDER  Kadın Çalışmaları Grubu
 
 
 
 
 
 
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı DuyurularTarih 2014-09-29
Okunma Sayısı : 566
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 3607145

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari