Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun 222. hafta Basın Açıklaması

Sayın basın mensupları ve değerli katılımcılar;


TBMM bu günlerde hummalı bir çalışma yürütüyor. Türkiye, artık kendisine dar gelen, her bir yanında çatlaklar oluşan, bu çatlakları da anti demokratik yöntemlerle kapatılmaya çalışılan, darbe anayasasını değiştirmek için adım attı. Muhalefete rağmen maddeler tek tek geçmeye devam ediyor. Bu anayasanın bizi demokratikleşmeye bir adım daha yaklaştıracağı ümidini taşıyoruz. Ancak yapılan düzenlemeleri insan hakları bağlamında yeterli görmüyoruz. İnanan insanların en büyük sorunu haline gelen "inandığı gibi yaşama hakkı" yani "din ve vicdan özgürlüğü" alanında sorunları çözmeyen değişiklikler daima eksiktir.

Anayasa maddelerinden biri de kadına yönelik pozitif ayrımcılık. Bunu kadın olarak desteklemekle birlikte, mesafeyle izlemek istiyoruz. Çünkü bizler Anayasada olmadığı halde varmış gibi hüküm çıkartılan başörtüsü yasağının mağdurlarıyız. Anayasa maddesine değil, uygulamanın nasıl olacağına bakmamız gerekiyor. Türkiye'de maalesef "hukukun üstünlüğü " değil "egemenlerin hukuku" uygulanmakta.

Tarih boyunca insan haklarını kısıtlayanlar hep iktidar sahipleri olmuştur. Oysa bugünlerde ülkemizde bunun tam tersini hep birlikte izliyoruz. İktidar insan hakları konusunda olumlu adımlar atarken bir de bakıyoruz ki muhalefet çelme takmaya çalışıyor, hukukun ve insan haklarının savunucusu olması gereken yargı erkleri sözleşmişçesine koro halinde karşı hamleler yapmanın yolunu arıyor. Bu durum bize şunu düşündürüyor: Bugüne kadar izlediklerimiz bir Hacivat-Karagöz oyunu muydu? Perdenin önünde görünen kuklaları istediği gibi oynatanlar bugün anayasa değişikliğine karşı çıkan gerçek iktidar sahipleri miydi? Yoksa iktidarlarını halka teslim etmekten mi korkuyorlar?

Danıştay saldırısında yine Ergenekon parmağı olduğu ortaya çıktı. TÜBİTAK'ın incelemesiyle kamera kayıtlarının silindiği kesinleşti. Saldırıdan birkaç saat sonra tetikçinin yakalanması bir yana, azmettirenlerin, bu ülkenin laik düzenine kastedenlerin inançlı ve mütedeyyin insanlar olduğu, bu saldırının da başörtüsü yüzünden yapıldığı söylendi. Bunları söyleyenler de sıradan insanlar değil hakim, avukat, ana muhalefet partisi genel başkanı hatta Cumhurbaşkanı idi. Şimdi dava tersine döndü. Biz inanan insanlar olarak yargısız infaz yapanları unutmadık. Onların milletimize özür borçları var. Tetiği çektiren de, bombayı atan da, arkasından suçlayan da aynı eller. Biz bu filmi Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç cinayetlerinde hep gördük. Bu suikastleri inanan insanları köşeye sıkıştırıp, haklarını tamamen kısıtlamak için kullandılar, kendi idollerini de hiç acımadan yediler.

Eğitimin insanları ayrıştırmak, ötekileştirmek, hatta fişlemek için kullanıldığı tek ülkenin Türkiye olduğunu son zamanlarda öğrendiğimiz fişlemeler tescilledi. Zorunlu ders olarak okutulan Milli Güvenlik dersi hocaları akıl almaz bir şekilde fişlemeler yapmışlar. Kızının başörtülü olduğu gerekçesiyle müdür yardımcısını, bir diğer okulda yatılı çocuklara iftar yemeği veren müdire hanımı, okula gelen ziyaretçileri, namaz kılan öğretmenleri fişlemişler. Bunu yapabilmek için anket bile düzenliyorlar. Çocukları daha küçük yaştan itibaren askerlik, savaş v.b çağrışımlarla etkileyen bu dersin kaldırılmasını veya Millî Eğitim Bakanlığı'nın atadığı sivil öğretmenler tarafından verilmesini istiyoruz. Savaş disiplini ile yetişen ve pedagojik formasyonu olmayan askerlerin çocuklara ders vermesini sakıncalı buluyoruz.

Dün tüm ülkemizde 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlandı. Bu günler aslında çocukların sorunlarının masaya yatırıldığı günler olmalı. Yüzeysel, resmî, zorunlu kutlamaların ülkeye faydası yok. Kimse sokak çocuklarının, Terörle Mücadele Kanunu mağduru olan, cinsel istismara maruz kalan, uyuşturucu bağımlısı, başörtülü okuluna gidemeyen, küçük yaşta çalışmak zorunda kaldığı için eğitimini tamamlayamayan, ıslahevlerinde çocukluğunu tüketen, eğitim sisteminin zorlamasıyla dershane ve okul arasında yarış atlarına dönen çocukların sorunlarından bahsetmiyor ve bu sorunlara çözüm üretmiyor. Oysa bizim beklentimiz bu çocukların sorunlarına eğilinmesi ve onlar için güzel bir gelecek hazırlanması.

Türkiye'yi aydınlık günlerin beklediği inancımızı hiç kaybetmedik Bu meyanda 222 haftadır verdiğimiz mücadele de bu inancımızın bir tezahürüdür. Mücadelemiz tüm haksızlıklar ortadan kalkıncaya kadar her platformda devam edecektir.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA
İLKE İLİM KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
Hadiye Kılıç

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı EylemlerTarih 2010-04-26
Okunma Sayısı : 1039
Şube ve Temsilcilerimiz
ankara
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Ankara Şubesi
Adres: Mithatpaşa Cad. 62\6 Kızılay/ANKARA
E-posta: ankaramazlumder[a]gmail.com | Telefon: 0312 419 30 40 | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 3607119

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari